2. April 2014

30 Mart 2014


Parola: Yeni Türkiye.

30 Mart 2014 Türkiye için bir milad olacak mı? Soru bu.

Görünen o ki, daha yolun başındayız. Ama bu, bizim mesafe kat etmediğimiz anlamına gelmez. 1950'den bu yana çok mesafe kat edildi. Ama çok da bedeller ödendi. Bu bedeller meyvesini her zaman verdi. Sonuç itibariyle, İslam, Anadolu topraklarında yeşerdi, yeşeriyor. Kazanımları korumak, bu kazanımların üzerine kazanımlar eklemek her Müslümanın sorumluluğudur. Gelecek nesillere İslam'a daha yakın bir Türkiye bırakmak herşeyden daha önemli. Elbette ekonomik kazanımların sağlam kalması, barış ve kardeşlik projesinin devam etmesi, istikrarın her alanda sürmesi önemlidir. Ama bunun yanında sağlam bir Ümmetci irade ile yeni dindar bir neslin yetiştirilmesi en önemli hedefler arasında yer almalıdır. Bu iradeyi ortaya koyacak yegane güç Müslüman Türk Milleti'dir. Sultan II. Abdulhamid'in İttihad-ı İslam projesinin hayaldan ibaret 
olmadığını gösteren bu irade, yoluna tavizsiz devam etmelidir. Atalarımızın emanet bıraktığı bu şuur, gencinde ve yaşlısında şu günlerde tekrar canlandı. Sıra bu şuuru hayata geçirmeye geldi. Alimlerimiz ve aydınlarımız bu yolda milletimizi irşad etmeye hiç durmadan devam etmeli. Bunu da siyasi otoriteden bağımsız kalarak yapmalıdırlar. Yoksa, Allah muhafaza, siyasetin içinde İslam düşmanlarının yanında yer alarak, hem kendilerini ve de cemaatlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaklar. Son olaylar buna en güzel örnek teşkil etmektedir.

Velhasıl. Yeni bir döneme girmiş bulunuyoruz. Özlemle beklenen "Yeni Türkiye" hem Selçuklu, hem Osmanlı, hem de Türkiye tecrübesiyle tekrar bir medeniyet olmak mecburiyetindedir. Bunu sadece Anadolu insanı değil alem-i İslam özlemle beklemektedir.

Bu vesileyle 30 Mart 2014 seçimlerinin Ümmet-i Muhammed'e hayırlar getirmesini alemlerin Rabbi olan Allah cc'dan diliyorum.



23. März 2014

Yeni Türkiye

Cocuk yaslarimizda bir adamdan bahsederlerdi, Türkiye’yi ingilizlerden kurtaran, yunanlari denize döken. Ben pek Türk’e benzetmezdim, ama Türklerin babasi dedikleri bir adam. Bir de yattigi yer, anit yapmislar, gittim gördüm, devasa, ve dedim ki, bu adama tapmamizi istiyorlar. Kitaplarinda, parasinda, gazetelerinde, stadlarinda, havaalanlarinda, nereye gidersen git, nereye bakarsan bak. Heykeller, anitlar, resimler. Yani kisacasi bu adam Türkiye, Türkiye de bu adam demek isteniyordu.

Okudukca, arastirdikca Türkiye’de ilahlastirilan bu adamin ISLAM adina ne varsa yok etmek istedigini ögreniyoruz. Ve bu hedefini gerceklestirmek icin, genc yasli, kadin, cocuk demeden herkesi etkisi altina alarak, zorla bir ideoloji dayatiyor. Bu ideolojiye sahip herkes kabul görüyor, karsi cikanlar her alanda reddediliyor. 

Cok seneler gecti, cocuklugumuzdan bu yana özel hayatimizda cok olaylar yasandi. Evlendik, Rabbim bir es ve cocuklar emanet etti fakire.

Önemli, belki de en önemli bir degisiklik yasaniyor bu günlerde ! Tarihi anlar yasaniyor.

Cünkü benim cocuklugumda ismini cokca duydugum, yukarida bahsettigim adam konusulmuyor bugün.

Baska bir adam konusuluyor. Ve bu adam, yukarida bahsettigim o adamin yaptiklarini Türkiye’den siliyor. Onun yerine de, Müslüman Türk Milleti’nin yillardir baskilara direnerek ayakta tuttugu degerlerini tekrar ayaga kaldiriyor. Ve biz bugün cocuklarimiza Türkiye'de destan yazan bir adam tanitiyoruz !


27. Februar 2014

Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es...


7 ŞUBAT 2012
MIT Müstesari Hakan Fidan’a sorusturma yolu…ifadeye cagriliyor, son anda komplo farkediliyor.
Sonuc: Basarisiz

28 MAYIS 2013
Gezi olaylarinda hedef kamuoyu olusturup, Recep Tayyip Erdogan’a diktatör damgasi vurmak.
Sonuc: Basarisiz

17 ARALIK 2013
“yolsuzluk” operasyonuyla hükümeti yipratma ve istifaya zorlama girisimi.
Sonuc: Basarisiz

Hedef: Recep Tayyip Erdogan’a darbe

Ve tüm bu olaylarin arkasinda bir örgüt ön plana cikiyor:
TC tarihinde ILIMLI ISLAM projesini üstlenmis bu örgüt, devlete sizmis ve tüm gücüyle ISLAM ve Müslümanlar’in 2002-2014 arasindaki kazanimlarini yok etmek icin caba sarfediyor. Türk okullari ve Türkce olimpiyatlari ile kamuoyuna kendini vatansever gösteren bu örgüt, aslinda vatana ihanet ediyor. Bu örgütün ISLAM düsmani yahudi ve hristiyanlarla ittifak halinde oldugu zaten biliniyor. Ayni zamanda dinlerarasi diyalog mekanizmasinda da görevi sürüyor. Hakan Fidan olayindan sonra yurt icinde medya, siyaset, hukuk, emniyet gücünü de calistirarak vatana ve millete hizmet edenlere saldiran bu örgüt, son olarak, hem yurt disinda hem de yurt disinda koalisyonlar olusturarak saldirilarina devam ediyor. Yurt icinde sivil toplum kuruluslari ve alimler birligi kamuoyuna yaptiklari aciklamalarla, özellikle gercek Risale-i Nur talebelerinin uyarilariyla Müslüman Türk Milleti yapilan bu ihaneti anlamis ve tüm gücüyle bu örgüte karsi „Yeni Türkiye’nin“ istiklal mücadelesine desteklerini ilan etmistir.

Isbu vesile ile bu örgütün gercek yüzünü görmenizi umarak bu aciklamayi yayinliyoruz.

Ve son olarak örgüte diyoruz ki, elinizden geleni ardiniza koymayin. Müslüman Türk Milleti bu ihaneti asla affetmeyecek, ve her daim teyakkuzda olacak. Hodri meydan.

Erbakan, Erdogan …

Surda bir gedik actik, mukaddes mi mukaddes,
Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es.

Ölsek de sevinin, eve dönsek de. 
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte.  
Yarın elbet, elbet bizimdir. 
Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir.

insaALLAH

velhamdulillahirabbilalemin

4. Februar 2014

ALLAH ile buluşmak

Kim Allah’ın huzurunda hesaba çekilmeyi, mükâfat ve cezayı umuyorsa, bilsin ki, Allah’ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi hakkıyla işitir, hakkıyla bilir. (Ankebut Suresi, 29/5)

Şu halde Allah'la buluşmayı uman kalpler sevinsinler, sarsılmaz bir güvenle yüce Allah'ın kendileri için vadettiği güzelliklerin beklentisi içinde olsunlar. Sonuçtan emin bir insanın güveni içinde beklesinler. Buluşma gününü coşkuyla gözlesinler. Ama kesinlikle bu anın gerçekleşeceğinden kuşku duymasınlar.

Ayetin ifade biçimi Allah ile buluşacakları anı gözleyen bu kalplerin son derece etkileyici mesajlar veren, insanı düşündüren canlı bir tablosunu tasvir ediyor. Umutla bekleyen, özlem duyan, oradaki güzelliklere bağlanan gönüllerin tablosudur bu. Ayet, bu arzuya, bu buluşma ümidine insanın içini rahatlatan vurgulu bir ifadeyle karşılık veriyor. Bunun üzerine, sözü edilen kalplere güven ve esenlik aşılayan bir değerlendirme cümlesi yer alıyor. Yüce Allah bu kalpleri işitiyor, buluşma anını en derin bir özlemle arzuladıklarını biliyor:

"O her şeyi işitir ve her şeyi bilir."

Kaynak: Fizilal Kuran

16. Januar 2014

Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslâmdır

Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslâmdır... Bu ittihadın meşrebi muhabbettir. Husûmeti ise, cehalet ve zaruret ve nifak’adır.

[Sadâ-i Hakikat, 27 Mart 1909, Dinî ceride, no: 86]
Tarîk-i Muhammedî (asm), şüphe ve hîleden münezzeh olduğundan, şüphe ve hileyi îmâ eden gizlemekten de müstağnîdir. Hem o derece azîm ve geniş ve muhit bir hakikat, bahusus bu zaman ehline karşı hiçbir cihetle saklanmaz. Bahr-i umman nasıl bir destide saklanacak?
Tekraren söylüyorum ki: İttihad-ı İslâm hakikatinde olan İttihad-ı Muhammedînin (asm) cihet-i vahdeti tevhid-i İlâhîdir. Peymân ve yemini de imândır. Encümen ve cemiyetleri, mesâcid ve medâris ve zevâyâdır. Müntesibîni, umum mü’minlerdir. Nizamnamesi, Sünen-i Ahmediyedir (asm), kanunu, evâmir ve nevâhî-i şer’iyedir.
Bu ittihad, âdetten değil, ibadettir. İhfâ, havf-ı riyâdandır. Farzda riyâ yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı İslâmdır.
İttihadın hedef ve maksadı, o kadar uzun, münşaib, muhit ve merakiz ve maabid-i İslâmiyeyi birbirine rapt ettiren bir silsile-i nuranîyi ihtizaza getirmekle, onunla merbut olanları ikaz ve tarîk-i terakkiye bir hâhiş ve emr-i vicdanî ile sevk etmektir.
Bu ittihadın meşrebi muhabbettir. Husûmeti ise, cehalet ve zaruret ve nifak’adır. Gayr-ı müslimler emin olsunlar ki, bu ittihadımız, bu üç sıfata hücumdur. Gayr-ı müslime karşı hareketimiz iknâdır; zira, onları medenî biliriz. Ve İslâmiyeti mahbup ve ulvî göstermektir; zira onları munsıf zannediyoruz.
Lâübaliler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini hiçbir ecnebîye sevdiremezler. Zira mesleksizliklerini göstermiş olurlar. Mesleksizlik, anarşilik sevilmez. Ve bu ittihada tahkik ile dahil olanlar, onları taklit edip çıkmazlar.
İttihad-ı Muhammedînin (asm) ittihad-ı İslâm meslek ve hakikatini, enzâr-ı umumiyeye arz ederiz. Kimin bir itirazı varsa, etsin; cevaba hazırız.
“Cihanın bütün aslanlarının bağlandıkları bir zinciri, hilekâr bir tilkinin koparmasına imkân var mıdır?” (Farsça ibare)
Divân-ı Harb-i Örfî, s. 67
***
Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, ittihad-ı İslâmdır.
Mektûbat, Hakikat Çekirdekleri, s. 452
***
Ben kusurlu fehmimle şu zamanda, heyet-i içtimaiye-i İslâmiyeyi, çok çark ve dolapları bulunan bir fabrika suretinde tasavvur ediyorum. O fabrikanın bir çarkı geri kalsa, yahut bir arkadaşı olan başka bir çarka tecavüz etse, makinenin mihanikiyeti bozulur. Onun için, ittihad-ı İslâmın tam zamanı gelmeye başlıyor. Birbirinizin şahsî kusurlarına bakmamak gerektir.
Hutbe-i Şamiye, s. 62-65

LÛGATÇE:

tarîk-i Muhammedî: Peygamberimizin (asm) yolu, sünneti.
ittihad-ı İslâm: İslâm birliği.
Bahr-i Umman: Umman denizi, büyük deniz.
ittihad-ı Muhammedî: Süheyl Paşa, Mehmed Sadık, Ferik Rıza Paşa, Derviş Vahdeti ve arkadaşları tarafından İstanbul’da 5 Nisan 1909 tarihinde kurulan bir cemiyet.
cihet-i vahdet: Birlik bağı.
tevhid-i İlâhî: Allah’ın birliğine iman ve O’ndan başka ilâh olmadığını tasdik etme.
peymân: Yemin, and, kasem.
encümen: Belli konuları görüşmek üzere toplanan meclis, cemiyet.
mesâcid: Mescidler.
medâris: Medreseler.
zevâyâ: Zâviyeler.
müntesibîn: Müntesipler, bağlanmışlar.
nizamname: Kanunların uygulanması konusunda ayrıntılı noktalar ihtivâ eden ve bakanlar kurulunca kararlaştırılan kaideler bütünü, tüzük.
Sünen-i Ahmediye: Peygamberimizin (asm) sünneti, ahlâk ve yaşayışı.
evâmir ve nevâhî-i şer’iye: Dinin emir ve yasakları.
ittihad: Birleşme, birlik.
ihfâ: Saklamak, gizlemek.
havf-ı riyâ: Gösteriş korkusu.

Said Nursi

28. Juni 2013

avrupa'da neler oluyor?

"Türkler geliyor, kendinizi kurtarın"
30.07.1973

27 Mart 1994 yerel seçimlerinde Erdoğan % 25,19 ile sadece Istanbul'da 973.704 oy alarak İstanbul'un Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildi

3 Kasım 2002 seçimlerinde Genel Başkanı oldugu AK Parti % 34,29 ile 10.808.229 oy alarak iktidara getirildi.

22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan 23. Dönem Milletvekili Seçimlerinde % 46,6 ile 16.327.291 oy alarak 341 milletvekili çıkaran Ak Parti, Recep Tayyip Erdoğan'ı başbakanlık koltuğuna ikinci kez taşıdı.

12 Haziran 2011 tarihinde 24. Dönem Milletvekili Seçimlerinde oy yüzdesini % 49,83'e çıkarmış ve Türkiye genelinde 21.399.082 oy alarak toplamda 327 milletvekili ile üçüncü kez hükümet kurma yetkisini kazanmıştır.

10 Ağustos 2014 tarihinde aldığı 21.000.143 oyla geçerli oyların % 51,79'unu elde eden Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti'nin 12. Cumhurbaşkanı seçildi.

Bugünlerde özellikle avrupa'da Türkiye'ye karsi karalama kampanyalari baslatilmistir. Müslüman Türk Milleti'nin 20 senedir sandiklarda Tayyip Erdogan'a verdikleri destek görmezden gelinmistir. Hatta daha da ileri gidilmis, Gezi olaylari arap baharina benzetilmis ve Tayyip Erdogan bircok medya kuruluslari tarafindan da diktatör ilan edilmistir.  

Bunun baslica sebebini özetlersek: 
Türkiye'nin yutulacak bir kolay lokma olmadigi anlasilmis, israil'e tavir koymasi ve ortadogu'da lider ülke konumuna gelmesiyle, avrupa birligine hem ekonomik, hem sosyal, hem de siyasi meydan okumasi gözle görülür bir gercek haline gelmistir. Ekonomik gücü finans krizi döneminde zarar görmemis, avrupalilar bu basariyi gipta ile izlemislerdir. Burada Türkiye'nin, finans krizinden büyük yaralar almis avrupa birliginde olmamasi Türk ekonomisini de bir nevi korumus oldu. Finans krizine kendini kaptirmayan, hükümetin de yatirim tesvikleriyle bütün dünyaya acilan Türk girisimciler, bu cesur davranislarinin karsiligini da bulmuslardir. Bunda elbette TC hükümetinin destegini arkalarinda hissetmeleri en önemli etkendir. Bunu bugün Koc, Sabanci gibi muhalif sermaye gruplari bile kabul etmektedir. 

Herkes sunu cok iyi biliyor. Türkler büyürse, yerinde durmaz, her yerde güc haline gelir, ekonomik ve siyasi nüfuzu ile kurulu düzenleri alt üst eder. Nitekim öyle de oluyor ve en büyük darbeyi avrupa birligi yemektedir. Ekonomik, siyasi ve sosyal krizlerle calkalanan avrupa, kapisina dayandigi Türkiye'yi de, verdigi söze binaen, daha fazla bekletemeyecegini anladigi icin "büyük" bir oyun tezgahlayip, CHP'nin de destegiyle yurt icinde bir ayaklanma tezgahlamistir. Almanya'da hristiyan demokratlar ve yesiller (iktidar ve muhalefet) bir olmus gezi olaylarini anti-Tayyip propagandasi haline getirmis durumda. Alman kamuoyu su anda Tayyip'e karsi büyük antipati beslemektedir. Bu sene yapilacak Parlamento secimleri öncesinde hristiyan demokratlar Türkiye'nin avrupa birligine giremeyecegini hükümet programlarinda yayinlamislardir.

Hedef bellidir: Türkiye'yi avrupadan uzak tutmak.




21. Juni 2013

""İslam düşmanlarına açık mektup""

O kimseler ki, insanlar kendilerine 
"Düşmanlarınız size saldırmak için (mesela Gezi-Park'da oldugu gibi) toplandılar, (kafirler, müsrikler, münafiklar, militan sagcilar ve solcular, demokratlar, komünistler, kemalistler, ulusalcilardan olusan) ordular oluşturdular, asker topladılar, yığınak yaptılar, harekete geçtiler ... onlardan korkmalısınız" dediklerinde, bu sözden imanları daha güçlenerek "Allah bize yeter, O ne güzel bir vekildir" dediler. (Al-i Imran 173)

Öyleyse biz Müslümanlar da diyoruz ki size cevap olarak Kur'an-i Kerim yeter.
Biz susuyoruz, ALLAH konusuyor:

Ey müminler, kendinizden başkasını sırdaş ve dost edinmeyiniz. Olanca güçleri ile size zarar dokundurmaya, dirliğinizi bozmaya çalışırlar (amerika ve avrupa'nin yaptigi gibi), karşılaştığınız her sıkıntı onları sevindirir. Gerçi kinleri ağızlarından taşmıştır ama kalplerinde saklı tuttukları kin daha büyüktür. Eğer düşünecek olursanız size ayetlerimizi açık açık anlattık. (Al-i Imran 118)

İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz, oysa onlar sizi sevmezler; bir de kitabın tümüne inanırsınız. Onlar sizinle karşılaştıklarında 'inandık' derler fakat kendi başlarına kaldıkları zaman size duydukları öfke yüzünden parmak uçlarını ısırırlar. De ki; `Öfkenizden ölün (çatlayın). Hiç şüphesiz Allah kalplerin içini dışını bilir.'
(Al-i Imran 119)

Eğer size bir iyilik dokunacak olsa bu onları üzer. Eğer başınıza bir kötülük gelse bu yüzden sevinirler. Eğer sabreder ve Allah'tan korkarsanız, onların hilesi size hiçbir zarar veremez. Hiç şüphesiz Allah'ın bilgisi onların yaptıklarını kuşatmıştır. (Al-i Imran 120)
 
ALLAH yukarida sözü edilen kinci, öfkeli bu Islam düsmanlarina acik ve net diyor ki: 
 
Kininizden (kahrolup) ölün!
Kininizle geberin!
Kin ve öfkenizle ölün!
Öfkenizden çatlayın!
Öfkenizden canınız çıksın!
Öfkenizden ölün (çatlayın)!
Öfkenizle kahrolun!
Gayzınız ile ölünüz!
Geberin kininizle!
Öfkenizle geberin!

Biz Müslümanlar sizleri uyariyoruz ve diyoruz ki:


Vakit dolmadan bulundugunuz karanliklardan Islam'in aydinligina gelin ve kurtulun. 

Evet biz sabrediyoruz ve ALLAH'tan korkuyoruz, ve biliyoruz ki sizlerin hileleri bize hicbir zarar VEREMEZ !

Allah'a savaş açanlar kaybetmeye mahkumdur.

Ey Müslümanlar Allah'ın yardımıyla zafer yakındır. Müminlere müjdeleyin.
Türk Milleti ISLAM'la sereflendikten sonra Ümmet-i Muhammed'e öncülük yapti.
Ya Rabbi, Islam topraklarindan mikroplari sil süpür...Müslümanlar'a kendi aralarinda muhabbet ve firaset ver...Islam sancagi altinda, bir ve beraber, dünya mazlumlarinin bekledigi adaleti ve hikmeti yerlestir. AMIN

velhamdulillahirabbilalemin 


Kur'an'ın İzinde: Marifetullah'tan Muhabbetullah'a

  Bölüm 1: İmanın İlk Adımı – Teslimiyet   Hayatımın bir kavşağında durmuş, kendime soruyordum: “Ben kimim, nereden geldim ve nereye gidiyor...