Posts mit dem Label Tefekkür werden angezeigt. Alle Posts anzeigen
Posts mit dem Label Tefekkür werden angezeigt. Alle Posts anzeigen

4. Februar 2014

ALLAH ile buluşmak

Kim Allah’ın huzurunda hesaba çekilmeyi, mükâfat ve cezayı umuyorsa, bilsin ki, Allah’ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi hakkıyla işitir, hakkıyla bilir. (Ankebut Suresi, 29/5)

Şu halde Allah'la buluşmayı uman kalpler sevinsinler, sarsılmaz bir güvenle yüce Allah'ın kendileri için vadettiği güzelliklerin beklentisi içinde olsunlar. Sonuçtan emin bir insanın güveni içinde beklesinler. Buluşma gününü coşkuyla gözlesinler. Ama kesinlikle bu anın gerçekleşeceğinden kuşku duymasınlar.

Ayetin ifade biçimi Allah ile buluşacakları anı gözleyen bu kalplerin son derece etkileyici mesajlar veren, insanı düşündüren canlı bir tablosunu tasvir ediyor. Umutla bekleyen, özlem duyan, oradaki güzelliklere bağlanan gönüllerin tablosudur bu. Ayet, bu arzuya, bu buluşma ümidine insanın içini rahatlatan vurgulu bir ifadeyle karşılık veriyor. Bunun üzerine, sözü edilen kalplere güven ve esenlik aşılayan bir değerlendirme cümlesi yer alıyor. Yüce Allah bu kalpleri işitiyor, buluşma anını en derin bir özlemle arzuladıklarını biliyor:

"O her şeyi işitir ve her şeyi bilir."

Kaynak: Fizilal Kuran

24. Dezember 2010

Vira Bismillah

Uzun bir aradan sonra tekrar kaleme, klavyeye sariliyorum. En son yazim Alak Suresi hakkinda tefsir okumalarimdan bir özet idi. Iki sene sonra anlatilacak cok sey var, zihnimde ve kalbimde yer almis, ama henüz satirlara aktarilmamis yazilarimi ben bile sabirsizlikla bekliyorum. Vira Bismillah derken, Vira ne demektir diye soran kardeslerime hemen acikliyorum. Vira bir denizcilik terimidir, demir almak anlamina gelmektedir. Evet biz de bir limandan baska bir limana yola cikarken Vira Bismillah diyerek cikiyoruz yola, zira Besmelede hayr vardir biiznillah.

Bu yol Sevda Yolu'dur blog yazilarimin bir özetini sunmak istiyorum öncelikle. Bizleri yaratan Alemlerin Rabbi'ni tanimak gerektigi gibi, tanidigin yüceler Yücesini anlamak da gerekiyor elbet. Marifetullah ve Muhabbetullah olmadan dünya bir zindan oluveriyor, anlamsiz, yetersiz, komik, hasta vs. vs. Muhabbetullah öyle bir kapinin anahtari hükmünde ki, sonsuz sevgiyi tadamayanlara duyurulur. Tam bu noktada sizlerle yeni kaleme aldigim bir notumu paylasmak istiyorum. Tevafuk konu dönüyor dolasiyor yine Alak Suresi'ne geliyor:

IKRA - Oku / Okumak kainatin zerresinden en detayli sistemlerine kadar insana verilmis algilama ve anlama yetenegidir. Tefekkür eden akil ve kalbin ALLAH ile bulusmasidir. Tüm alemlerin Rabbi OKU diyerek muhatap almistir insani. Nasil mi?

Seni bir kan pihtisindan, ilgi ve alakadan, sevgiden yaratan Rabbin adiyla oku diyerek "Ey insan, sen yaratilan oldugunu simdi anla, idrak et" cünkü Rabbin sana bir mesaj veriyor. Bu mesaji al ve bu zamana kadar okuduklarini bundan sonra Rabbinin adiyla oku.

Kalem / ALLAH kalemle yazmayi da ögretendir, yani hic birsey bilmezken, IKRA diyerek, bilmediklerimizi Kur'an ile ögretecektir. Kalem bilgidir, tarihtir, imzadir, hic silinmeyecek olan. IKRA insanin tarihini bir kalemde önümüze serecek ve insani bir kalemde analiz edecek, insana iyi olani emredecek, kötü olandan sakindiracak, mutlulugu icin gerekli olan muhtesem bir ikramdir. Iste Rabbimizin insana verdigi deger.

Söyle bir mesaj aliyoruz Rabbimizden sanki "Ben sizi yarattim, siz benim kim oldugumu simdi tartisilmaz bir sekilde ögrendiniz vahiy yoluyla, Ben oku dedimmi artik herkes susacak ve insana olan mesajimi dinleyecek, hem de öyle bir insandan ki, daha benzeri görülmemis (asm), muhtesem bir ahlaka sahip. Ben sizi, hic birseye benzemezken, verdigim sevgi ve güzelliklerle öyle bir varlik oldunuz ki, bekleyin de görün bakalim bir kan pihtisindan neler meydana geliyor. Burada tefekkür yoluyla bir kan pihtisini gözünüzün önüne getirin, ve daha sonra yeni dogmus bir bebegi.

Kul artik anladi mi ALLAH neye kadirdir? Kul artik gördü mü ALLAH'in neleri nasil yarattigini? Kul artik ögrendi mi? Ey insanoglu aciz oldugunu anladin mi? Evet okursan eger, anlarsin, sorarsan eger, bulursun cevabini hem de seni yaratan Rabbinden ögrenirsin. Ne duruyorsun?

Görmemezlikten, bilmemezlikten, duymamazliktan gelme. Eger vahye yönelmez isen, ALLAH'in bu mesajina tenezzül ve tevekkül etmez isen, hüsrana ve azginliga ugrarsin ki bu senin icin hic iyi olmaz. ALLAH'in dünyasinda, sen kim oluyorsun da ALLAH'in mesajina kulak tikiyorsun? Tefekkür et, ve azma. Azarsan, ALLAH seni ne yapar biliyor musun? Senin o burnu havali halini alir, yere öyle bir sürter ki, AMAN ALLAHIM dersin de, is isten gecer. ALLAH'in bak dedigi yerden bakmak, oku dedigi gibi okumak ve bunu simarmadan yapmak en güzel ahlaka vesile olacaktir insaALLAH. En güzel ahlak da secde, yani teslimiyet ile mümkündür. Secde, ALLAH'in dünyasinda ALLAH'tan baskasina boyun egmemenin ispatidir. En güzel ahlak yaratan Rab olan ALLAH adina okumakla ve yasamakla baslar.

20. Juli 2006

Tefekkür - 2

Deginmek istedigim bir diger konu ise teknoloji
dünyasindaki prototip olayidir. Mükemmel bir prototip
asla mümkün degildir, prototip deneniyor,
degistiriliyor, geri cekiliyor derken uzun bir süre
sonra ancak verim alinabiliyor (araba misali).

Bizim önümüzde ise hayatimiz icin mükemmel bir
prototip duruyor:

AHLAKI KURAN olan Peygamberimiz Rasulullah (asm)

Tefekkür - 1

Bilgisayar programlamayi göz önünde bulunduralim:
Bir program yaziliyor, her yönüyle test ediliyor,
hatalari en aza indiriliyor ve faaliyete geciriliyor.
Ama dikkat ettiyseniz bir yerden mutlaka bir hata
cikiyor. En saglam program bile cökebiliyor veya
cökertilebiliyor.
Rabbimiz bize hayat vermis ve biz bu hayati
programlamak zorundayiz, elimizde kilavuz Kuran'dir.
Nasil ki programlamacilarin elinde kilavuz vardir,
bizim elimizde de Kuran vardir. Bilgisayar dünyasinda
Antivirüs ve koruyucu programlar kullaniliyor,
hatalari önceden teshis veya temizlemek icin.
Dikkat ettiyseniz, son zamanda yeni yeni virüsler kol
geziyor Internet dünyasinda. Ve kimse bu virüsleri
engelleyemiyor. Iste insanin teknoloji dünyasindaki
acziyeti ortada.
Rabbimiz Kuran'da bize virüsü gösteriyor, virüsü
önceden acikliyor: SEYTAN, aleyhillane.
Antivirüs ise IMAN, SALIH AMEL...

ALLAH rizasi icin Virüslere firsat vermeyelim,
Rabbimizin bize gösterdigi Antivirüs programlarini
daha ihlasli bir sekilde calistiralim.

Dua ile

14. Juni 2006

Ebedi hayat

Sema bize seslenir;

Kalma, gel, işkencede!

Ruhumuz ebedidir;

Bunu duy, tek hecede!

Ömür ki, bir kurak çöl,

Onu tek bir güne böl;

Şebnem gibi doğ ve öl,

Yıldızlı bir gecede!

Kaynak: Zafer Dergisi

8. Juni 2006

O’nsuz olmaz kâinat

Bir çekirdekti kâinat.

Big Bang’la çatladı filiz verdi.

Yıldızlarla galaksilerle dal budak saldı muhteşem bir ağaç oldu.

O muhteşem ağaç, Big Bangdan 15 milyar sonra birgün, en tatlı meyvesini verdi.

Kâinata dünya doğdu.

Bir çekirdekti dünya.

Güneşle ve diğer gezegen kardaşleriyle beraber uzay toprağına düştü.

Milyarlarca yıl boyunca, görünmeyen bir yaratıcının kudret ve hikmetiyle şekilden şekle girdi.

Serpildi, gelişti ve güzelleşti.

Mas mavi, şirin bir gezegen oluverdi.

Ve 5 milyar sene sonra, dünya da en tatlı meyvesini verdi.

Yeryüzünde hayat doğdu.

Bir çekirdekti hayat.

Hiçten ortaya çıkan, görünmezden beliren, çatlar çatlamaz her yeri istila eden bir çekirdek...

Gezegenin karalarını ve denizlerini, yerin altını ve üstünü kapladı hayat. Her yere yayıldı. Binlerce, milyonlarca, milyarlarca meyveler verdi.

Nihayet hayat ağacı da bir gün en mükemmel meyvesine ulaştı.

yeryüzüne insan ayak bastı.

Bir çekirdekti insan, yeryüzüne düştü, orada filizlendi.

Ve kâinatın bütün güzelliklerini kendisinde topladı. Bütün kâinatta tecellî eden ilâhî isimlerin en güzel parıltıları onda yoğunluştı.

Küçücük bir varlıktı insan, ama üzerindeki sanat kâinattan daha büyüktü.

Birgün geldi, insanlık ağacı da olgunluğa erdi ve en mükemmel meyvesini verdi.

Kâinata Muhammed Aleyhisselâm doğdu.

Kâinatın en mükemmel meyvesi olan insanlık âleminin bütün mükemmelliklerini tek başına kendisinde toplayan, tek başıyla bir kâinat olan en mükemmel varlıktı O.

Onun gelişiyle kâinat olgunluğa erdi. çünkü kâinat olgunluğa ersin diye yaratılmıştı. Bir düşünün, “Onsuz bir dünya neye yarardı?” diye.

O zaman anlarsınız kâinatın onun için yaratıldığını.

Kaynak: Sorularla Islamiyet, Ümit Simsek

24. März 2006

Yolculuk



Hazırlanınız; başka, daimî bir memlekete gideceksiniz. Öyle bir memleket ki, bu memleket ona nisbeten bir zindan hükmündedir. Padişahımızın makarr-ı saltanatına [saltanat merkezine] gidip merhametine, ihsanlarına mazhar olacaksınız.

Bediüzzaman (Sözler)

22. März 2006

Büyük mesele



Böyle dehşetli bir asırda, insanın en büyük mes'elesi: Îmânı kurtarmak veya kaybetmek davasıdır.

Bediüzzaman

Bahar geldi



Her bir damla hayat demektir
Her yaprak kavusur bir damla ile hayatina
Yeniden dirilir biiznillah bir damla su ile
Günesin bir tebessümü ile canlanir bitkiler
Agaclar, dallar hayat bulur, sifa bulur
Kurtulustur bir damla su, berekettir Rahman ve Rahim olandan...
Doga sevince bogulur bir damla su ile.
Ne mutlu onlara bir dirilis daha yasiyorlar.
Ya Rabbi bizim de yeniden dirilisimizi hayreyle.
Ya Rabbi bizim de yeniden dirilisimizi güzel eyle.
Ya Rabbi bizim de yeniden dirilisimizi senin muhabbetin ile senlendir.

AMIN

...velhamdulillahiRabbilalemin

19. März 2006

Ümit Öyküleri (Meleğin ismi)

BİR ZAMANLAR, doğmak üzere olan bir çocuk, dünyaya gideceği gün Allah’a sormuş:
“Allahım! Bu kadar küçük ve korunmasız olduğum halde dünyada nasıl yaşayacağım?”
Allah:
“Meleklerim arasından birini senin için seçtim” demiş. “O seni bekliyor olacak ve seni hep koruyacak.”
“Ama lütfen söyle bana” demiş çocuk. “Burada, cennette hiçbir şey yapmadan güzel ezgiler söylüyor ve gülümsüyorum. Ben böyle çok mutluyum.”
“Senin meleğin de sana güzel ezgiler söyleyecek ve sana her gün gülecek” diye cevap vermiş Allah. “Sen de o meleğin sevgisini hissedeceksin ve mutlu olacaksın.”
Çocuk: “Peki, insanlar benimle konuştuklarında ben onları nasıl anlayacağım. Ben onların dilini bilmiyorum ki?” demiş.
Allah:
“Meleğin sana dünyadaki sözlerin en güzelini ve en tatlısını söyleyecek ve sana konuşmayı öğretecek” demiş.
“Peki, Seninle konuşmak istediğim zaman ne yapmam gerekecek?”
“Meleğin ellerini göğe kaldırıp, Bana dua etmeyi de sana öğretecek.”
“Ama duydum ki, dünyada kötü insanlar varmış. Beni kim koruyacak?”
“Merak etme. Meleğin seni ne pahasına olursa olsun koruyacak.”
“Ama ben Seni göremeyeceğim için çok mutsuz olacağım.”
“Meleğin sürekli sana Benden bahsedecek ve sana, Bana nasıl tekrar ulaşabileceğini anlatacak. Hem, sen Beni göremesen de Ben hep senin yanında olacağım.”
Tam o sırada cennetteki huzur ortamına dünyanın homurtuları karışmaya başlamış. Dünyaya gitmek üzere olduğunu anlayan çocuk, aceleyle son sorusunu sormuş:
“Peki Allahım! Şimdi gitmek üzereyim. Lütfen bana o meleğin ismini söyler misin?”
“Meleğin asıl ismi çok önemli değil” demiş Allah. “Çünkü sen ona ‘Anne’ diyeceksin.”

Selim Gündüzalp

6. Januar 2006

Ölüm SON degildir

Kainattaki yok olma, ayrılık, yokluk zahiridir. Gerçekte ayrılık yoktur, kavuşma vardır. Yok olma ve yokluk yoktur, yenilenme vardır. Ve kainattaki herşey bir çeşit sonsuza kadar var olma başarısına sahiptir. Ölüm, bu geçici alemden sonsuz aleme gitmektir. Ölüm, hidayet ehli ve Kur'an ehilleri için öteki aleme gitmiş dost ve ahbaplarına kavuşma vesilesidir. Hem hakiki vatanlarına girmeye araçtır. Hem dünya zindanından cennet bahçesine bir davettir. Hem Rahman-ı Rahim'in fazlından kendi hizmetine karşılık bir ücret almadır. Hem hayat vazifesinin zorluğundan bir terhistir. Hem kulluk ve imtihanın talim ve talimatından bir paydosdur.

Bediüzzaman (Sözler)

Dünya bir imtihan yeridir

Dünya bir misafirhanedir. İnsan onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde ebedi hayatına lazım olan levazımatı tedarik etmekle mükelleftir.

Ey nefsim ve ey arkadaşım! Aklınızı başınıza toplayınız. Ömür sermayenizi ve hayat kabiliyetinizi hayvan gibi, hatta hayvandan daha aşağı bir derecede şu geçici hayata ve maddi lezzetlere harcamayın. Yoksa sermayece en üstün hayvandan elli derece yüksek olduğunuz halde, en aşağıda olanından elli derece aşağı düşersiniz.

Bediüzzaman (Sözler)

Ruh

Varlık âleminin genelini kuşatan çok lâtif (yani yumuşak. nâzik, derin, gizli) bir ruh var. Adeta oluş halindeki her şey kuşatıcı bir sevginin ve sonsuz sevginin varlıklar şeklinde ifadeye dönüştürülmesinin tezahürü (meydana çıkma, belirme, görünme).
Birinci basamakta varlığı kuşatan bir ruhun farkında olabilmek, ikinci basamakta o ruhun kaynağı olan sonsuz muhabbete ulaşabilmek eşya ile doğru ve lâtif bir ilişkinin kaynağı ve zemini olmalı.
Bu kaynak farkedilebildiğinde ve o letafet zemininde varlığı kuşatan ince ruhtan ferdin ruhuna yansımalar başladığında hayat muhteşem bir besteye dönüşecek ve ruhlarda tarifi imkânsız güzellikte inceliklerin yaşanmasına vesile olacaktır.

Kaynak: Risale-i Nur

1. Januar 2006

Iman

Imanda ne kadar büyük bir saadet ve ni'met ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunmaktadir. Selamet ve emniyet, yalniz Islamiyette ve imandadir.

ELHAMDULILLAHI ALA DINILISLAMI Ve KEMALILIMANI

Bediüzzaman (Sözler)

29. Dezember 2005

Hayat

Sonsuz hamd olsun Rabbimiz Yüce ALLAHa. Bizlere göz veren, kulak veren, kalp veren, akil veren, kisacasi HAYAT veren ve bu hayatin icerisinde yol gösteren ALLAH ne kadar merhametli. Gözlerimizle güzel bir olaya sahit oldugumuzda mutlu oluyoruz, kulaklarimizla güzel bir söz duydugumuzda sevinc duyuyoruz, kalbimizde tatli bir heyecan hissettigimizde dünyalar bizim oluyor. Ve bunlari düsündügümüzde, bunlari bizlere yasatan Rabbimize sonsuz hamd ediyoruz.

...velhamdulillahiRabbilalemin.

19. Dezember 2005

Seyahat

Dünyaya iman icin gönderilen ve bütün kâinatta fikren seyahat eden ve herseyden Hâlikini soran ve her yerde Rabbini arayan ve hakkalyakîn derecesinde Ilahini vücub-u vücud noktasinda bulan dünya misafiri, kendi aklina dedi ki: Gel, Vâcib-ül Vücud Hâlikimizin vahdet bürhanlarini temasa icin yine beraber bir seyahata gidecegiz...

Kaynak: Risale-i Nur

Dua eden bilir

Dua eden adam bilir ki, birisi var ki; onun sesini dinler, derdine derman yetistirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli herseye yetisir. Bu büyük dünya haninda o yalniz degil; bir Kerim zat var, ona bakar, ünsiyet verir. Hem onun hadsiz ihtiyacatini yerine getirebilir ve onun hadsiz düsmanlarini def edebilir bir zatin huzurunda kendini tasavvur ederek, bir ferah, bir insirah duyup, dünya kadar agir bir yükü üzerinden atip ELHAMDULILLAHI RABBIL ALEMIN der.

Kaynak: Risale-i Nur

Hastalik

Eger hastalik olmazsa, sihhat ve afiyet gaflet verir, dünyayi hos gösterir, ahireti unutturur. Kabri ve ölümü hatirina getirmek istemiyor, sermaye-i ömrünü bad-i heva bos yere sarfettiriyor. Hastalik ise, birden gözünü actirir. Vücuduna ve cesedine der ki: "Layemut degilsin, basibos degilsin, bir vazifen var. Gururu birak, seni yaratani düsün, kabre gidecegini bil, öyle hazirlan." Iste hastalik bu nokta-i nazardan hic aldatmaz bir nasih ve ikaz edici bir mürsiddir. Ondan sekva degil, belki bu cihette ona tesekkür etmek; eger fazla agir gelse, sabir istemek gerektir.

...velhamdulillahiRabbilalemin

Kaynak: Risale-i Nur

28. November 2005

Sevinc

Mevlana´dan okuma notlari...

BISMILLAH
Ben kul oldum, kul oldum; bu kul zayif, bu kul garip, bu kul aciz, bu kul fakir, bu kul sana muhtac Ya Rabbi, bu kul sensiz olabilirmi hic, bu kul sensiz yasayabilirmi hic.
Kullugu layikiyla ifa edemedigim icin utandim ve basimi önüme egdim. Her köle azad edilince (hür olunca) sevinir. Ya Rabbi ben SANA kul oldugum icin seviniyorum.
VELHAMDULILLAHIRABBILALEMIN

Sevgi ve Dua

Sevgi, sevilen icin kabule en yakin DUAdir

Kur'an'ın İzinde: Marifetullah'tan Muhabbetullah'a

  Bölüm 1: İmanın İlk Adımı – Teslimiyet   Hayatımın bir kavşağında durmuş, kendime soruyordum: “Ben kimim, nereden geldim ve nereye gidiyor...